| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
horizon Tecrübeli Üye


Kayıt: Oct 11, 2004 Mesajlar: 339 Nerden: İzmir
OFFLINE
|
Tarih: Sal Hzr 05, 2012 11:18 pm Mesaj konusu: Isparta-DağTaş-Antalya-1400 km Gezisi |
|
|
İki adam ve iki motor ile 3 günde 1400 km
Herşey işten güçten bunalıp 10 gün izin almamla bir anda başladı... Telefona uzandım ve Ankara'daki abim ve arkadaşımı aradım. Abi 10 gün iznim var nereye uzuyoruz?
İşte Osman ağbinin bize özel rotası.
Ben İzmir'den o Ankara'dan... Buluşma noktası Isparta-Eğirdir. Eğirdirden sonrası Allah Kerim! Teker nereye biz oraya. Yol hazırlıkları psikolojik,mekanik v.b tamamladı ve 9 Mayıs saat 12.30 da buluşma noktasında görüşmek üzere helalleştik. Aslında benim tüm hazırlıklarım geçen seneden hazırdı... Alelacele internetten su geçirmez bir çanta aldım. Helal olsun adamlara akşam internetten sipariş ettim bide acele olsun lütfen dedim... Ertesi gün akşamı teslim edildi. Teşekkürler MyMotosikletim ))
Sabah 07.00 de tüm hazırlıklarımı tamamladım ve İzmir'den hareket ettim. Denizli'deki arkdaşımın -Gel sana tost ısmarlayayım goççum vaadlerine kanan ben, Osman ağbi ile buluşmama zamanından 2 saat sonra 13.30 da Eğirdir'e varabildim. Çünkü söylemesi zor ama..Denizli'de kayboldum...
Eğirdir gölünün şinorkel gölü Kovada Gölü kenarı. Kısa bir ziyaret ve durmadann Yazılı Kanyon'a hareket. Hava kararmadan Yazılı Kanyonu gezmek istiyoruz.
Muhteşem dağ daş, mavi yeşil renk cümbüşü içerisinde 17.30 da Yazılı Kanyon Milli Parkındayız. Motorları park ediyoruz ve hemen yürüyüşe geçiyoruz. Ben mayo almayı unutmuşum desem! Hikayenin sonunu tahmin edebilirsiniz sanırım! )
Suyun çıktığı yere kadar yürüdük. Aşağıdaki köye buradan döşenen borular ile su ulaştırılıyor. Hemde buz gibi bir şekilde... Boruyu delip özgürlüğüne kavuşan sudan yudumlamak ayrı bir haz...
Suyun çıktığı yerde her Türk genci gibi kendimizi buz gibi sulara bıraktık... Osman ağbinin şortu vardı... Yukarıda yazdıklarımı hatırlayın lütfen kimin mayosu yoktu? Vallahi kim daha şanslıydı biz karar veremedik...
Hava kararınca aşağı konaklayacağımız tesise yürüdük. Tesis işletmecisi delikanlının adı Bekir. Sevecen ve içten biri. Üniversite öğrencisi. Bize akşam yemeği hazırladı. Menü bu bölgede bir klasik; tereyağda kızartılmış Alabalık, fırında alabalık, ızgara alabalık..... Tesiste alkol bulunmuyor. Yada zor bulunuyor... ) Güzelce yemeğimizi yedikten sonra uyumaya çekildik.
10 yıldızlı locamızda deliksiz uyku sonrası sabah 07.00 gibi kalktık. Bekir ortalıkta yok. Çaresiz bizde kendi kahvaltımızı hazırlamaya başladık. Lütfen fotoğrafın derinlikleirne bakınız... 10 yıldızlı çadırımız ağaçların altında,suyun hemen kenarında duruyor! Bunları kıskandırmak için yazmıyorum...Fotoğraftaki detayları kaçırmanızı istemiyorum. Hepsi bu!
İşte buuuduuurr! Biz kahvaltımızı yaptıktan sonra Bekir hasıl oldu... Hemde kahvaltı yaptığımız masanın tam karşısındaki çadırdan hasıl oldu... Uyanamamış... Dün gece yediklerimizin parasını veriyoruz ve ayrılıyoruz. O kadar yedik içtik 30 TL verdik... Bekir ya sahiden uyanamamıştı yada matematiği benden de beter olmalı... )
Saat 10.00 gibi zincirlerimizi ve midemizi güzelce yağladıktan sonra Yazılı Kanyondan ayrıldık. Hedef Sütçüler Köyü... Burada mutlaka yakıt ikmali yapmak gerekiyor. Zira civardaki tek bilinen yakıt istasyonu burada bulunuyor. Yakıtınızı aldınız aldınız..Alamadınız... Siz bilirsiniz...
Biz yakıtımızı saat 12.00 de aldık, depomuzu doldurduk.Sütçüler'den, Boğazköy oradan da Sağrak Köyüne geçtik. Yok çok zevkli. Genelde asfalt diyebiliriz. Sağrak köyünden sağa dönüldü. Bu kez hedef Adada/Psidia Antik Kenti.
Sağa döndüğümüz nokta. Haritadan son bir kez kontrol ediyoruz.
Psidia Antik Kente veda edip Yeniköy'e doğru teker çevirmeye başlıyoruz. Bu arada kapalı olan hava ufaktan ufaktan çiselemeye başladı. Şansımıza hava durumu tüm hafta Akdeniz Bölgesini yağışlı veriyordu. Şu ana kadar yağmur yemedik ama çok iyi biliyoruz ki iyi ıslanacağız.
Yeniköy... Koskocaman yemyeşil bir çayırlık... Hemde bu yükseklikte. İnsan kendini bu yeşillik ummanına nasıl atmaz!
Yeşil tenere yeşillikler içinde... Mutluluğuna diyecek yok! Farlarının içi gülüyor!
Benimde mutluluğuma diyecek yok. Çayırlığa konmuş ördekleri Tenere ile kovalama denemem az daha hüsranla bitiyordu. Çayırda ördeğin ne işi olur diye olaya şüphe ile yaklaşmam gerekirken...Tam gaz ördeklere yaklaşayım dedim. O da ne! uzaktan çayır çimen gözüken yer meğerse sulak bir yermiş...Aniden sulu kaygan zemine dalınca ön teker bir tarafa, arka teker bi tarafa gitti. Düşmedim ama düşmekten beter ıslandım... ))
Yeşili görünce Osman ağbiye bir hal oldu... Çayırdaki tek ağaçla ileride süreceğine inandığım yakın bir ilişki içerisine girdi. )
Ardıç ağacı ile bol bol fotoğraf çektik... Çayırdaki eşeklerin manidar anırmalarını dinledik...Atların çayırda koşuştururken çıkartığı ritmik nal seslerini hayal edip yelelerini savurmalarını uzaktan izledik... Kaçırdığımız ördeklerin tekrar dönmelerini bekledik...
Sonrada Kasımlar köyüne doğru yola koyulduk. Yeşil çayırların görüntüsü mü yoksa temiz havanın etkisi mi bilinmez ama ufaktan ufaktan acıkmaya başladığımızı hissetmeye başladık. Kasımlar Köyüne ulaşınca köyün bakkal ve manavından domat,soğan, yumurta, biber aldık. Kahvede birer çay içtikten sonra tekrar düştük yollara... İstikamet İBİŞLER Köyü... adı komik ama yapacak bişi yok... Belkide gerçekten İBişler yaşıyordur bu köyde. Kim bilebilir? )
İbişler'de gene muhteşem bir su kenarında durduk ve Osman ağbi aşçılık maharetlerini göstermeye başladı... Yukarıdan aldığımız sebze ve yumurtalar ile enfes bir menemen yaptı... Osman ağbim diye söylemiyorum bu adam her işten anlıyor Vallahi Billahi!
Osman ağbi yemeğimizi yaparken bende iki gündür ayrı kaldığım hanıma rapor verdim... Nede olsa bu gezinin bir iki gün sonra biteceğini biliyorum...
Yemeğimizi yediiğimiz noktadan manzara!
Karnımız tok! Altımız kuru. Keyif zamanı... Yaızılı kanyondaki suyu düşünüp acaba burayada mı dalsak diye düşünüyoruz... Ama yola devam etmenin daha doğru bir karar olacağını düşünüyoruz. Ne demişler! Durmak Yok, Yola Devam! Bu kez istikamet KESMEKÖY... Kesmeköy'e girişte daha sonra rotamız boyunca sık sık karşılaşacağımız yol ortasına yapılmış tahta bir kapı ile karşılaştık. Köyün girişinde bildiğimiz çit gibi, bilek kalınlığındaki ağaç gövdelerinde yapılmış tahta kapı ile karşılaştık. Bir an durup anlam vermeye çalıştık. Acaba köye girmeden önce de mi kapıyı çalmak gerekiyor? diye aklımızdan geçirdik. İnip açtık ve konaklamayı planladığımız Kesmeköy'e girdik... Köy hayalet köy gibi. Köy meydanında yaşlı bir amcayı bulduk. Köyde genç kalmamış... Gençlerin alayı Antalya'daymış. Malum Rus Sezonu açılmış! Kesmeköy'de kalmak yerine yakında ama yükseklerde bulunan BEYDİLİ KÖYÜ'ne gitmeye karar verdik. Amacımız Beydili köyüne geçmek ve oradan, dağların arasından arkaya aşarak ÇUKURCA Köyüne ulaşmak. Plan bu. Plan bu da... Planda yolun bu kadar bozuk olacağı yoktu!
Saat 16.30 gibi BEYDİLİ'ne doğru tırmanmaya başladık! Yol dozerin açtığı yol. Bazı noktalarda yolu kayalardan dolayı tıraşlayamamışlar. Yol ilk defa bu kadar zorladı.
Yakklaşık bir saat zıplayıp hoplayıp durduktan sonra, mesanemizi boşaltmak için mola verdiğimiz an! Burada aşağıya kaya yuvarlayıp, kayaların başka kayalara çarparak parçalanmalarını dehşet ve anlamsız bir erkekçe duygu ile izledik. Tuhaf bir duygu bu. Ama tuhaf olduğu kadar da heyecan verici bir duygu... )
Sonunda saat 17.30 sularında BEYDİLİ'ne ulaştık. İsmini hatırlayamadığımız bir amca bizi karşıladı. Köyün girişinde pansiyon işletiyor. Yaklaşımı ticari değil insaniydi. Bu çok hoşumuza gitti. O önde biz arkada köyü gezdik. Güzel ve ilginç hikayeler anlattı. Örneğin köye elektriğin yakın zamanda geldiğini, yol olmadığı için köylülerin trafoyu tahteravan yaparak sırtlarında taşıdıklarını. günün birinde trafo patlayınca gene uzunca süre eletriksiz kaldıklarını ve çözümü silahlı kuvvetlerin bulduğunu heyecanla dinleyerek öğrendik. Çözüm; Trafoyu helikopterle getirerek şimdiki yerine koymuşlar...
Köydekiler ile uzun uzun sohbet ediyoruz. Köye genelde yurt dışından yürüyüş gruplarının geldiğini, motosikleti ile gelenlerin de olduğunu öğreniyoruz.
Geçitten aşarak ÇUKURCA'ya geçmek istediğimizi söylüyor ve yol durumu hakkında bilgi alıyoruz. Köy halkı geçitte hala kar olduğunu ve yolun bazı noktalarında ciddi zorlanabileceğimizi söylüyorlar. Kar olmasa belki denerdik ama... Kar işin içine girince tırsıyoruz. Havanında kararmaya başlaması ile saat 18.00 sularında köydekilerle vedalaşıp dönüşe geçiyoruz. Dönüşü, korktuğumuzun aksine daha rahat ve hızlı bir şekilde kazasız belasız tamamlıyoruz.
Çukurca Köyüne oradan da saat 20.00 sularında Beşkonak Köyü- Köprülü Kanyon'a varıyoruz. Beşkonak'a girerken yağmur yemeye başladık. İki gündür yaver giden şansımız burada kırılmış oldu. Yolculuğumuzun başından bu yana bizi takip eden kara bulutlar bu kez fena intikam aldı!. Lakin bu kimin umrunda?
Endurocu karabulutu da sever onun yağmurunu da!
Osman ağbi önde ben arkada dosdoğru Köprülü Kanyon ECO OTEL-Hüsnünün yerine gidiyoruz. Motorlarımızı rafting botları için yapılmış sundurmaların altına park ediyoruz. Çantaları çıkarırken tesis çalışanı ile pazarlığa giriiyoruz. Oda kahvaltı kişi başı 40 TL diyor. Al takke ver külah kişi başı gecelik 30 liraya anlaşıyoruz. Odalarda sıcaksu,klima, TV ve iki adet biri çift kişilik iki yatak bulunuyor. Odalar gayet temiz ve yeni bakım görmüş. Islanan elbiselerimizi çıkarıyoruz. Duşumuzu alıyoruz. Yağmurluğu giymeye üşenip Motor üstünde ıslandıktan sonra alınan sıcak duşun güzelliğini unutanlara hatırlatmak isterim; şahane oluyor... Kuru giysilerimizi giyip taze çay demliyoruz ve ertesi gün yapacağımız gezi için planımızı yapmak üzere biraz ders çalışıyoruz... Nereye gidelim? Kaç km.dir? Yakıt durumu? Neresi güzel? v.b.
Çalıştıktan sonra akşam yemeğine iniyoruz. Odamıza çıkmadan önce yemek siparişimizi vermiştik. Bilin bakalım burada ne meşhur? Tabiki ALABALIK. Bu civarda yer gök Alabalık çiftliği olunca... Adamlara kızamıyorsunuz.
Alabalığımız hazırlanırken iki bira sipariş ediyoruz. Biralarımızı yudumlarken de gün içinde yaptığımız kilometrelerin kritiğini yapıyoruz. En çokda Beydili Köyünü, köydekileri ve köye giden yolu konuşuyoruz. Acaba diyoruz, geçidi denemli miydik? Gittiğimiz yere kadar gider en fazla kara saplanır kalırdık diye düşünüyoruz. Hafif bir pişmanlık duygusu yaşıyoruz akşam yemeğimizi beklerken. Yemeğimiz geldiğinde ben biraz şaşırdım. Çünkü balık beklerken iri bir yaprak sarması gibi bişi geldi. Gelen asma yaprağına sarılı ızgara ALABALIKmış. Buranın sipesiyali... İlk defa yedim ve tadına bayıldım. Ot ve balığın muhteşem lezzeti eşliğinde sohbetimiz dahada keyifli hale geliyor. Sohbetimize tesis sahibi Hüsni bey de katılıyor. Hüsnü beyin anlattıkları ile keyfimiz ikiye katlanıyor.
Neşeli ve tecrübe dolu bir kişi Hüsnü bey.
Saat 23.00 or ve gibi odamıza çekiliyor ve yorgunluktan bitap düşmüş olarak güzel temiz yataklarımızda bizi bekleyen deliksiz uykumuza dalıyoruz.
11 Mayıs sabahına dinlenik ve dinç bir şekilde günaydın diyoruz. Vakit kaybetmeden kahvaltıya geçiyoruz çünkü teker çevirmek için sabırsızlanıyoruz. Dün gece geldiklerini gördüğümüz bir kaç turist eşliğinde kvaltımızı yapıyoruz. Tesiste oda ve akşam yemekleri güzel ama kahvaltı zayıf. Biraz hayal kırıklığı yaşıyoruz. Daha iyi olabilirdi.
Bütün gece havlayan Köpek sabah güneşinin keyfini çıkarıyor. Gece demişken; burada bol miktarda kedi,köpek, ördek, tavuk, horoz var. Alabalıkları saymıyorum çünkü yetiştirme havuzlarındaki sayıları 20.000'i aşıyor. Nüfusları birçok kasabadan daha fazla. Herneyse, ördekler gece boyu vaklıyorlar. Bir ara kafayı takar gibi oldum. Uykum kaçacak diye çok korktum. Yorgunluktan fazla takmadım. Birde sabaha karşı alakasız zamanlarda öten bir horoz var. Bir horoz sabah kaç kere öter? Bu horoz sabaha karşı başladığı aralıklı ötüşlerini biz kahvaltımızı bitirene kadar devam ettirdi. Manyak mıdır nedir?
Uzatılmış kahvaltı sonrası SELGE'ye doğru hareket ediyoruz. Köprülü Kanyon serge arası yok çok güzel. Genelde asfalt. Yol boyunca zakkumlar var. Biz gittiğimizde hepsi açmamıştı. Sezonu Haziran - Eylül ayı imiş. Bir ay zakkum sezonunu kaçırıyoruz. SELGE kanyonun bir hayli yükseğinde kurulmuş. Tepeye doğru çıkan kıvrım kıvrım yolu enfes orman ve kanyon manzarası eşliğinde tırmanıyoruz. Yaklaşık 15-20 dk.lık sürüş sonrası Serge'ye ulaşıyoruz. Köy içerisinde kahvesi bulunan müze görevlisi Hıdır amca ile sohbet ediyoruz. Selge ve gideceğimiz rota hakkında kısa bir birifing veriyor Hıdır amca. Bu arada Haziran sonunda oğlunu evlendiriyor Hıdır amca. Bilginize.
Selge ile ALTINKAYA Köyü iç iöe ve köy halkı çok ısrarcı. Gelmeden önce bizi uyarmışlardı. Birşeyler satmak için sık boğaz ederler demişlerdi. Uyarıları çok ciddiye almamıştım. Ama buraya gelince uyarıların ne kadar haklı ve doğru olduğunu bizzad yaşadım. Çoluk çocuk, özellikle kadınlar bişeyler almanız için sizi ısrarcı bir şekilde sıkıştırııyorlar. Biz 5 liraya bir tahta kaşık alarak paçayı ucuz yırttık.
Yaşına bakılırsa SELGE' li bir vatandaş olmalı.
SELGE'den sonra TAZI yaylasına doğru devam ettik. Selge'ye kadar asfalt olan yol bu noktadan sonra toprak yola dönüştü ve ilerledikçe kalitesi düşmeye başladı. TARİFLEMEK GERKİRSE; Bozuk! Yoda tanıdık ahşap kapılardan (4 ADET KAPI VAR) geçtik ve asağıdaki fotoğraflardan da anlayacağınız üzere cennet bahçesi gibi bir yere geldik. Kocaman bir kestane ağacı, ağaç üstünde oynaşan sincaplar,yerden fırlamış gibi duran kayalar, etrafta aylak aylak yayılan keçiler... Yola çıkalı çok zaman geçmemiş olmamasına rağmen iç tereddütsüz yeşilde durduk. Atıştırmalık bir şeyler tükettik. Ve gelsin çaylarrr...
Keçilerden rahat yok. Yoksa... Osman ağbiden keçilere rahat yok! mu desek
Biraz daha vakit geçirip, yayladaki teyzenin bize verdiği yeşil erikleri mideye indirdik. Osman ağbi hemen sorulara başladı amcalarla. Ne kadar kalıyorsunuz burada? Kaç aile var? Nasıl geliyorsunuz buraya? Sorular uzayıp gidiyor...Foto çekimi, öğle atıştırması sonrasında kısa sürede toparlanıp yola koyuluyoruz...Teker dönmeye başlıyor...Bu arada belirtmem gerekir ki Altıntaş TAzı mevki arasındaki yol oldukça bozuk ama manzaraya doyum olmuyor... Tertemiz hava, derelerden akan sular...Taze çam kokuları hem gözlerimiz hemde ciğerlerimiz bayram etti...En çok dikkat ettiğim nokta insanların doğayı kullanış şekli ve doğaya gösterdikleri uyum... Taşları ,ağaçları, toprağı o kadar güzel kullanmışlar ki... Bayıldım.
Tazı mevkine gelene kadar tam dört adet tahta kapıdan geçtik... Her seferinde motordan inip kapyı açma işini sıraya koyunca problem olmuyor.
Hava biraz kapatıp üç beş damla yiyince Ballıbudak köyüne girmedik. Köprüden geçip Çaltepe Köyünden dosdoğru ana yola çıktık. Hiç hız kesmeden Beşkonak'a devam edildi. Dünde aynı yollardan geçmiştik. Yollar tanıdık yani. Sol tarafımızda kalan kaya yapıları ve katmanları seyirlik ama dün gördüğümüz için viraj yapıyoruz. Bir Osman ağbi önde bir ben...Beşkonak'a gelmeden 2-3km önce GAZİLER köyü tabelasını görüp hemen dalıyoruz. Çam ağaçları arasından kıvrıla kıvrıla içeri doğru 3-5 km gittikten sonra TEK MEZAR'dan Köyce Tabelasından sola döndük. Hedefimiz YERKÖPRÜ. (TEK MEZAR aslında bir mevki yada yer ismi değil. Yolun hemen kenarında adı sanı belli olmayan TEK Bir Mezar var. Bu sebebten TEK MEZAR deniyor. Etrafta mezarlık felan yok. Mezar çok belirgin değil. Dikkat etmezseniz bizim gibi gözden kaçırıp devam etmeniz içten bile değil.)
Sola döndüğümüz yol aşağıya doğru iniyor 1-2 km sonra toprak yol ikiye ayrılıyor.Sol yol Tevfik amcanın mekanına, sağ taraf ise YERKÖPRÜYE gidiyor. Biz bilmeden sol yoldan devam ettik ve Tevfik amcanın mekanına geldik.
Burada 10 a yakın bungalow bulunuyor. İstenirse geçelemek için uygun bir yer. Keçiler var, köpek var, inek var... Sohbet var! Tevfik amcada ibretlik hikayeler var.
Tevfik amca bize Yerköprü'ye yayan nasıl gideceğimizi tarif etti. Bizde üzerimizde motor kıyafetleri ile yola düştük. Yaklaşık 1- 2 km yürüdük yürümedik terden sırılsıklam geri döndük. Hava o kadar basık ve sıcaktı ki fazla yürüyemedik.
Tevfik amcaya teşekkür ettik ve motorlarımıza atlayıp sola döndüğümüz noktaya kadar gidip bu sefer sağa döndük. Toprak yoldan ayrılmadan bir köyün içine kadar devam ettik ve bir evin avlusunda yolculuğumuz son buldu. Derken bir yörük kızı çıktı evin avlusuna. Dedik yerköprü ne tarafta? Meğer bizim yol bitti dediğimiz noktada yol bitmiyormuş. Ben önde çitleri görünce evin bahçesi sanmıştım. Yola devam ettik. Yol gittikçe bozuluyor ve aşağı doğru dikleşiyor. Ben Anakee lastiklerle zorlanıyorum. Şu ana kadar mahçup etmeyen Anakeeler bu noktada beni utandırıyor. Yola tutunamıyorum yahu! Osman ağbinin Conti TKC 80 ler ile keyfi yerinde. Ben önden gidiyorum. Muhtemelen de Osman ağbi benim kaymalarımı izliyor...
Ve işte düşmeden kalkmadan gelebildik YERKÖPRÜ'ye.
Yerköprü denmesinin sebebini fotoğraflardan anlayabilirsiniz. Onca su bir noktada yerin altına giriyor ve 5-6 metre sonra tekrar yeryüzü ile buluşuyor.
Tek kelime ile Muhteşem! İyiki gelmişiz. Bir ara gelelim mi gelmeyelim mi diye tereddüt etmiştik.
Muhteşem manzara.
Anamm suya bak suyaaa....İnsanın balıklama dalası geliyor. Öyle değil mi?
Hava kararmaya başlarken saat 17.30 da Beşkonak-Köprülükanyona dönmek üzere Yerköprüden ayrılıyoruz. İstikamet Eco Otel HÜSNÜ'nün yeri...
Dönerken aklımda tek bir şey vardı! YERKÖY MUTLAKA GÖRÜLMELİ.
Otelimize geldiğimizde yorgun ama çok mutluyduk. Akşam yemeğinde günün değerlendirmesini yaptık.
Hava durumunu bir kez daha aldık. Önümüdeki bir kaç gün daha yağmur var. Bu günde bir miktar yağmur yedik. Aslında yağmur iyi oldu. Serin serin dolaşıyoruz.
Akşam yemeğinden çıkan sonuç; Şansımızı fazla zorlamadan dönüşe geçme kararı oldu. Osman ağbi Ankara'ya, ben İzmir'e ...
Sabah kahvaltımızı yaptık. Ve Antalya'ya kadar beraber teker çevirdik. Taşağıl'da durup yakıtımızı aldık. Hemen motorların ne kadar yaktığını hesap ettik. Aldığımız yakıta göre; benim emektar karbüratörlü 660 tenere, teknoloji harikası Avrupalı enjektörlü F650 Gs'e göre 100 km'de 1lt kadar fazla yakmış!
Burada başka bir gezide buluşmak üzere vedalaşıyor ve ayrılıyoruz.
Kırmızı motor Ankara'ya, Yeşil motor İzmir'e...
Ben aşağıdaki yolu izleyerek eve döneceğim. Meteorolorji, yol boyu parçalı bulutlu ve yağmur veriyor. Yağmurlukları kolaya hazırladım.
Antalya-Serik'ten beri peşimi bırakmayan kara bulutlar Korkuteli girişinde beni yakaladı. O kadar yoğun yağış altında kaldım ki daha fazla devam edemedim ve yol kenarına çekip bir kulübe saçağına sığınarak yağmurun dinmesini bekledim. FAzla sürmedi. 5-10 dk sonra, hop hoppp güneş açtı ve ben tekrar yola koyuldum. Bu durum Denizli'ye kadar devam etti. Şiddetli yağmur nedeni ile bir çok kez benzinliklere sığındım.
Saat 20.30 sularında İzmir'e girdim.
Bu arada unutmadan belirtmek isterim; Isparta'ya giderken olduğu gibi dönüş yolunda da 2 kez polis durdurdu. Rutin belge kontrolü ve bilindik kaç yapıyo... hızlı gitmeyin...kurallara uyun... biz sizin için varız ... kask önemli v.b geyik muhabbeti. Tabi ben trafik kuralları ve hız limitlerine uyan bir sürücü olduğum için bu durum benim için sıkıcıydı.
Zaten gezimizin tek sıkıcı olayı bu kontrollerdi.
Birazda gezi hakkında rakamları konuşturalım.
Toplam Kat edilen Mesafe: 1397 km
Alınan yakıt: 68 lt
Yakıta verilen para: Ortalama 320 tl
Yakıt ortalaması: 4,8 Lt/ 100 km
Yol tipi: ortalama 3/2 asfalt, 3/1 toprak yol
Konaklama ve yemeğe verilen para: Yazılı kanyon çadır yeri kirası+köprülü kanyon 2 gece konaklama ve 3 akşam yemeği dahil 220 tl
Toplam cepten çıkan miktar; 580 TL ama biz yuvarlak olsun 600 TL diyelim. (320 yakıt+220 konaklama-yemek+ 40 yol boyu harcama)
Sevgi ve selamlarımla. _________________ DegerLi SahsiyeT, İki TeKErLi MüSteSnA kİşiLiK...
En son horizon tarafından Cum Hzr 15, 2012 10:26 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 23 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Sponsor Linkler
|
Tarih: Mesaj konusu: |
|
|
|
|
| Başa dön |
|
 |
HELLAS Tecrübeli Üye


Kayıt: Aug 10, 2011 Mesajlar: 167 Nerden: İZMİR
OFFLINE
|
Tarih: Çrş Hzr 06, 2012 7:35 am Mesaj konusu: |
|
|
guzel gezı olmuş ve guzel motorlar
bu eskı tennere ye bıtıyom |
|
| Başa dön |
|
 |
Webbi Kıdemli Üye


Kayıt: Dec 29, 2010 Mesajlar: 578 Nerden: ANKARA
OFFLINE
|
Tarih: Çrş Hzr 06, 2012 7:42 pm Mesaj konusu: |
|
|
horizon, hocam fotolar ve anlatım süper devamını bekliyoruz, birde bu tenereci abimiz ankarada sanırım, mümkünse tanışmak isterim.
Telefonunu bana özel mesaj olarak atabilirseniz sevinirim...
Hoşçakalın...  _________________ Vehbi TATAROĞLU
XTZ 750 SUPER TÉNÉRÉ
GSX 1300 R HAYABUSA |
|
| Başa dön |
|
 |
horizon Tecrübeli Üye


Kayıt: Oct 11, 2004 Mesajlar: 339 Nerden: İzmir
OFFLINE
|
Tarih: Çrş Hzr 06, 2012 8:32 pm Mesaj konusu: |
|
|
Merhaba Webbi,
Tenereci olan benim. 38 sene Ankara'da idim. Şimdi ise 3 yıldır İzmirde'yim.
F650 Ankara'da...
Hoşçakalın...  _________________ DegerLi SahsiyeT, İki TeKErLi MüSteSnA kİşiLiK... |
|
| Başa dön |
|
 |
horizon Tecrübeli Üye


Kayıt: Oct 11, 2004 Mesajlar: 339 Nerden: İzmir
OFFLINE
|
Tarih: Çrş Hzr 06, 2012 9:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
| HELLAS demiş ki: |
guzel gezı olmuş ve guzel motorlar
bu eskı tennere ye bıtıyom |
Eski Meski ama Bende BAYILIYORUM!
) _________________ DegerLi SahsiyeT, İki TeKErLi MüSteSnA kİşiLiK... |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|