www.endurocu.com
- Scooter ile seyahat oh ne rahat...

Scooter ile seyahat oh ne rahat...



“Çare iki teker...” Yıllardır bunu bilir bunu söylerim... İstanbul trafiğine başka türlü çözüm bulmak neredeyse imkansız. Meğer ‘turizm’ açısından da güzel bir yöntem imiş iki teker... Geçenlerde üç motosiklet kullanıcısı İstanbul’daki ‘Tarihi Yarımada’yı gezdik. Otomobillerin geçemediği, hatta yayaların bile kullanmadığı ara sokaklardan geçtik. Tarihi yerleri bir de scooter farkıyla gördük.

İstanbul’a üniversite için geldiğim 1999’dan bu yana kenti fırsat buldukça dolaşırım. Otobüsle, trenle, vapurla, yürüyerek... Bugüne kadar “girip çıkmadığım sokak yok” sanırdım kentte. Ancak yalnız Tarihi Yarımada’da bile ne çok geçmediğim sokak, görmediğim yapı varmış… Üstelik bu kez klasik vasıtalarla değil, küçük bir scooter’la arşınladım kentin sokaklarını... Kimi zaman otomobilin giremeriği, kimi zamansa yayaların bile yürümekte zorlandığı sokaklardı gördüklerim...



Aslında bu kendi başıma yaptığım bir şehir gezi değildi. Profesyonel olma yolunda özel bir tur programı... Şimdi filmi başa saralım. Kazım Uzunoğlu, 30 yıllık lisanslı bir rehber. 13 yıldır da A grubu bir seyahat acentasının sahibi. Uzunoğlu birkaç yıl önce sürekli hizmet verdiği başta Amerikalılar olmak üzere İstanbul’a gelen yabancı turistlere yönelik ‘Kazoom Moto Adventures’ adıyla dört ayrı tur programı hazırladı.

Hatta hedeflerinin arasında cruise gemileriyle İstanbul’a gelen turistler de vardı. Kendisi gibi motosiklet düşkünü Berna Canyoran ile fikrini iyice geliştirdi. Tam turlar satışa çıkacağı sırada Türkiye’de turizm tepetaklak oldu. Tabi planlar da...İki kafadar daha sonra bu tur planını iç turizme açmayı düşündü. Henüz bu turlar başlamadan ilk denemeyi geçenlerde üç motosiklet birlikte yaptık. Bana kalırsa müthiş bir iş çıkmış ortaya...



Yarımada’da 32 km

İlk duyduğumda uzun bir motosiklet konvoyu gözümde canlandı. Ancak öyle değildi. Güvenlik açısından sadece üç motorla tura çıkılıyor. Ehliyet sahibi kullanıcılar kendisi ve de artçı (arkalarındaki kişi) ile tura katılabiliyor. Ehliyeti olmayan ya da motosiklet kullanımı iyi bilmeyenlerse sürücü ile tura katılabiliyor.



Buluşma yerimiz Cankurtaran’dı. İlk ziyaret noktamız ise Küçük Ayasofya oldu. Yıllardır İstanbul’da yaşamama, defalarca önünden geçmeme rağmen Küçük Ayasofya’ya ilk kez girdim. Bunca zaman Sultanahmet’teki Ayasofya’ya girip, buradan daha önce yapılan Roma dönemi ibadethanesi ‘Küçük Ayasofya’yı ihmal ettiğim için pişman oldum. Sıradaki durağımız Kumkapı’daki Ermeni Patrikhanesi’ydi. Oradan da İstanbul’daki en eski dini yapısı Stoudios Manastırı’na gittik. Yapıyı yıllardır bitmeyen restorasyon nedeniyle dışarıdan görebildik.

Sonra sıra surlara geldi. Sırasıyla Yedikule, Silivirikapı, Mevlanakapı, Eğrikapı ve tüm surları geçtik. Bunu en son üniversite yıllarımda sanat tarihi hocam Haldun Hürel’le birlikte yapmıştım. Adım adım çıktığımız o tur uzun ve zahmetliydi. Bu ise daha kısa ama görüp buraların hikâyelerini yeniden hatırlamak açısından yeterince yavaştı. Hatalı restorasyonlara üzülmenin ve yıllara meydan okuyan surların kaderine terk edilmişliğine bir kez daha üzüldüm...



Sonra Mihrimah Sultan Cami’nin önünden geçip, Sulukule’nin etrafından dolaştık. Sonraki istikametimiz ise Fatih tarafıydı. Ancak burada Öz Kilis’te öğle yemeği molası verip, Kilis yemeklerinin tadına vardık. Lebeniye çorbası yorğunluğa iyi geldi. Ayvansaray ve Kazasker Ivaz Efendi Camii çevresindeki daracık sokakları ömrü hayatımda ilk kez geçtim. Sinagog ve kiliseleri ile Balat’ta girmedik sokak bırakmadık. Benim için İstanbul’un en güzel yapılarından Fener Rum Lisesi’ni de farklı bir açıdan, arka tarafındaki küçük caminin avlusundan gördük...

Sonra genelde İsmail Ağa Cemaati mensuplarının yaşadığı Çarşamba semtine gittik. Fatih Camii’nin etrafından dolandık. Kuzu eti kokulu Kadınlar Pazarı, Vefa Bozacısı, Süleymaniye, Sirkeci ve Sultanahmet... Dört saatin nasıl geçtiğini anlayamadık...



Yarım günlük bu güzargâhı bir tur otobüsüyle yapmak neredeyse imkansız. Çünkü yolların, sokakların durumu belli. Yürüyerek 32 km’yi gitmek içinse bir günden çok fazlasına ihtiyaç var. Üstelik çok da yorucu olur. Kazım Uzunoğlu turun bisikletli versiyonunu da düşünmüş ancak onun da yorucu olduğuna karar verip bu turun en güzel Vespa’larla yapılacağına karar kılmış. İyi de yapmış.

Haber: Serkan Ocak

Copyright © Endurocu.Com

   

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Netopsiyon